Mısır seyahatinizi anlattığınız yazılardaki hayranlık belirten cümleler,‡‡‡ örneğin hapishane sürecini başlatan dönemdeki dine karşı söylemlerinizle§§§ benzeşmiyor. Bir tutarsızlık değil, üzerine düşünülmüş bir farklılaşma olduğunu düşünüyorum. Bu tespitim doğru mu? Sizce kendinizde din kavramına karşı kamuoyunda bilinir olduğunuz dönemde gelişen bir değişiklik oldu mu? Eğer öyleyse bunun sebepleri neler olabilir?
Fikir değişikliği değil de vurgularda bir değişiklik oldu. Konu önceliklerim değişti.
Paralel bir evrende 2014 Euromeydan kalkışması bastırılsaydı, bu dünyadan gözlemlerken ‘iyi oldu, hayırlı oldu’ diyecektik. Bu evrende ise hala Gezi olayları için Gezi onurumuzdur diyoruz. Pozisyonumuzu sorgulamanın vakti geldi mi?
Saygınlık, saygı veya saygı duymak kavramlarını biraz açıklayabilir misiniz? Örneğin bir kişinin dinine ve cinsiyet tercihine neden saygı duymak zorundayım? Karşımdakinin tercihlerine bana ne? Karşımdaki kişinin ne yaptığı beni ilgilendirmez ki demek saygı duymak mıdır?
Saygı iki kutuplu bir kavram. Birbirine zıt iki boyutu var. Bir insana saygı göstermenin, onunla medeni ilişkiler içine girmenin birinci şartı, onun özerklik alanına tecavüz etmemek.
Müslüman ve Hristiyan unsurların tarihsel olarak bir arada yaşadığı yerlerin hemen hepsinde Müslümanların yönetici sınıfı olmasının sebebi nedir? Neden tersi için örnek sayısı çok az?
Tersi için en büyük örnek bugünkü Hindistan’dır. Sonra Rusya ve Çin.
Sizce bir Müslüman, LGBT gibi oluşumları destekleyebilir mi? Hristiyanlar’da da var bu. Kuran’ı, hadisleri, eski yeni ahiti okuyan ve inanan bu oluşuma nasıl destek verir?
Gerek Hristiyanlık, gerek ondan biraz daha zor da olsa Müslümanlık, tarih boyunca elbette evrildiler.
Sevan’ın son zamanlarda artarak artan İslam sempatisi beni bir hayli şaşırtıyor. Ama bu basitçe bir barışmaktan çok, farklı olana dikkat çekme çabasıdır. Bakın burada böyle bir şey de var diyor.
Birkaç faktör var bunun içinde. Birincisi, Türkiye’de insanlar, dindar olanlar dahil olmak üzere, tarih konusunda, özellikle İslam tarihi konusunda, feci derecede cahildir.
Osmanlı devlet otoritesi olarak Anadolu’da hiç yoktu, halkın bildiği tek resmi otorite 700 boyunca tarikatlardı diyebilir miyiz? Halkın tek bilgi kaynağı da tarikatlardı diyebilir miyiz?