Nişanyan neden İslam’ı övüyor
Pazar Sohbeti, 17 Temmuz 2022
Sevan’ın son zamanlarda artarak artan İslam sempatisi beni bir hayli şaşırtıyor. Ama bu basitçe bir barışmaktan çok, farklı olana dikkat çekme çabasıdır. Bakın burada böyle bir şey de var diyor.
Birkaç faktör var bunun içinde. Birincisi, Türkiye’de insanlar, dindar olanlar dahil olmak üzere, tarih konusunda, özellikle İslam tarihi konusunda, feci derecede cahildir. İslam deyince, genellikle kendi mahallelerinde, kendi ailelerinde, yobaz, kalın kafalı bir hoca veya enişte yahut amcayı norm olarak kabul ediyorlar. İslam işte budur diyorlar. Bakıyorlar, Kuran’da da bunu destekleyen pasajlar var. Eh, demek ki kitapta böyle yazıyor, yobazlık, gerilik, düşmanlık, ahmaklık vs. vs.
Affedersiniz ama bu cehalettir. Biraz tarih bilmek lazım, tarih bilmek sizi daha iyimser yapacaktır. Çünkü şunu göreceksiniz. İslam bir kitap değildir. İslam gökten inmiş bir paket değildir. Değişmez bir şey de değildir. İslam her insan faaliyeti gibi, her insan kültürü gibi 1400 sene boyunca aralıksız olarak değişen bir organizmadır, yaşayan bir organizmadır. Bugün karşınızda olan şey, bugünün İslamıdır. Bugünün İslamı bir insan eseridir. Allah hikmeti değildir. Yukarıdan vahiy ile inmiş bir şey değildir. İnsanlar tarafından yaratılmış bir düşünce sistemidir, simgeler sistemidir, siyasi eğilimler sistemidir. Belli insani ihtiyaçlara cevap verir, o ihtiyaçlar değişirse yahut da birileri bunu bir şekilde değiştirmeyi başarırsa, İslam da değişir ve evrilir. Nitekim tarih boyunca hep evrilmiştir ve radikal bir şekilde evrilmiştir. Değişik aşamalardan geçmiştir.
Türkiye’de ‘ilerici’ diye anılan kesim, devlet okullarında birazcık okumuş ve kendini bundan dolayı üstün sayan bir zümredir. Siyasi söylem olarak ortaya koydukları şeyler bir dizi klişedir, yani Sözcü Gazetesi ideolojisi, anti-islamist ifade biçimleri, Batıcılık diye anılan ve artık bugünkü dünyada ne anlama geldiği belli olmayan simgeler bütünü, feministlik, işte İslam’da kadınlar köledir, başörtülü kadınlar köledir, ığğ pis insanlar, kızlara da çocuklara da tecavüz ederler, vesaire vesaire. Bu söylemi, inanılmaz derecede sığ bir sınıfsal kibir söylemi olarak görüyorum. Biz üstünüz, çünkü bizim simgelerimiz daha güzeldir. Onlar aşağı. Onlar toplumda söz sahibi olmasınlar. İyi de kardeşim, onlar yüzde seksen doksan, sen yüzde onsun, nasıl olacak bu iş? Bu da işin diğer boyutu.
Kişisel bir şeyden de söz edeyim. Önceki sene, uzun süre Covid yüzünden Samos’ta mahsur kaldıktan sonra kalktım, Osmanlı kültürüyle, Balkan ve Batı kültürünün iç içe geçtiği, yan yana yaşadığı birkaç ülke ve şehri ziyaret ettim. Gümülcine kentiyle başladım. Kuzey Yunanistan’da Yunanistan’a benzemeyen bir şehir, çarşı içi bayağı bildiğiniz Türk çarşısıdır. Börekçinin yanında baklavacı, baklavacının yanında işkembe çorbacısı. O atmosfer benim çok hoşuma gitti. Alışık olduğum bir şey, tanıdığım bir şey, o yüzdendir belki.
Peşinden Üsküp, peşinden Saraybosna, peşinden Arnavutluk, Osmanlı Türk kültürünün marjları, dış çeperindeki birtakım şehirler. Sonra Mısır’a yolumuz düştü, orası da hoşuma gitti. Rahatlığını beğendim. Batı toplumlarının kapılmış olduğu isterik ve tahripkar ruh halinden alabildiğine uzak bir yer izlenimini edindim. İran’ı eskiden de sevmiştim. Tekrar geçenlerde Tebriz’e gidince yeniden o havayı kokladım.
Bunlardan daha fazla Tiflis. Tiflis’e bayılıyorum. Dünyada gördüğüm en güzel şehirlerden biri. Ve en büyük özelliği şarkla garbı iç içe yaşatan bir şehir olması. Eski şehir tam bir şark şehri. Hristiyan Ermeni ve Hristiyan Gürcü unsurları da barındıran fakat önemli ölçüde İslam kültürel egemenliği altında oluşmuş bir sentez.
Bunun üzerine Rus egemenliği döneminde yoğun bir Batı enjeksiyonu gelmiş. O sentez doğrusunu isterseniz bana hoş geliyor. Batı dünyasının büyük bir kültürel çöküş içinde olduğunu düşünüyorum. Yüz yıldan beri çöküş içinde, fakat son beş on yılda bir felaket yuvarlanması halini aldı gidiş. Bu da birtakım şeyleri sorgulamana, acaba bazı şeyleri doğru mu düşünmüşüz vaktiyle demeye zemin hazırlıyor.
Ama İslam kültürünün ve bugünkü İslam ideolojisinin yanlış ve çirkin yönlerini benden daha iyi bilen biri yoktur sanırım. Bu da madalyonun diğer tarafı.