Kemalizm İslam’ın bir mezhebi mi

Pazar Sohbeti, 26 Şubat 2023

0:00
0:00

Kemalizm İslam’ın bir mezhebi ise, laiklik konusundaki fetişizm nedir?

Cumhuriyet Rejiminin tarihte kalıcı olacağı kesin olan tek bir icraatı vardır. Diğer her şey kozmetik. Radikal olan değişim, daha önce bir çok dinli bir toplum olan Türkiye toplumunu sadece İslam dinine indirgemek olmuştur. Gayrimüslim nüfus tasfiye edildi. Cumhuriyetten az önce, aynı kadrolarca başlatıldı bu süreç. Cumhuriyet de tasfiye politikasını sürdürdü ve kemale erdirdi. Türkiye’yi, dünyada %99.9 oranında Müslüman olan iki üç ülkeden biri haline getirdi. Bu anlamda tartışmasız bir şekilde ülkedeki İslam ümmetinin temsilcisi, kahramanı, önderi ve gazisi idi bu rejimin kurucusu olan zat.

Fakat bir problem vardı. Ülkenin Sünni ilmiye sınıfı ile tarikat ehli, yani profesyonel olarak İslam dinini yorumlamak ve topluma öğretmekle mükellef olan kadrolar, öteden beri Osmanlı Reformu karşısında kuşkucu, yer yer engelleyici bir tavır içindeydiler. İslam’ın ruhban sınıfıdır bu zümre, kuşkunuz olmasın. Sünni İslam’ın ruhban sınıfı Batıdaki kilise kurumundan farklı bir teşkilatlanmaya sahiptir, daha informel bir yapıya sahiptir, fakat sonuçta bir ruhban sınıfıdır. Din profesyonelleridir. Bu sınıf, asker ve sivil bürokrasinin iktidarını kısıtlayıcı, devletin ellerini bağlayıcı, reform projelerine köstek olucu bir güçtü. Laiklik, bu gücü kırmayı hedefleyen politikanın adıdır.

Cumhuriyeti kuran kadrolar hiç kuşkusuz İslam ümmeti adına iş yaptılar. Milli Mücadelenin kurucu belgeleri bu konuda gayet nettir. Bin küsur yıllık simbiyozdan sonra ilk kez gayrimüslim unsurları aralarından temizleyip, saf bir İslam toplumu elde ettiler. Şimdi, dediler, biz devlet olarak bu ümmetin lideriyiz. Onu muasır medeniyet seviyesine çıkarmakla görevliyiz. Ruhban zümresi bize boyun eğse iyi olur. Yoksa biz eğdirmeyi biliriz.

Laiklik politikasının özeti bundan ibarettir. İslam devletlerinin ta Abbasiler zamanına giden birtakım yapısal özellikleri var. Bu özelliklerin en önemlilerinden biri şudur: Askerlik ve vergi işleri hanedana ve onu temsil eden devlet aygıtına aittir. Fakat hukuk ve eğitim, devletin kontrolünde değildir, yeşil sarıklıların kontrolündedir. Kılıç tutanlarla kalem tutanlar arasındaki bu ayrım, İslam toplumlarının en azından Miladi 750 yılından beri temel ve belirleyici bir özelliği olmuştur.

20. yüzyıla gelindiğinde elinde kılıcı tutan devlet ile İslam’ın geleneksel değerlerini temsil eden ve zaman içinde gitgide donup bir savunma pozisyonuna çekilen ruhban sınıfı arasında aşılmaz bir tezat doğmuş. Bir taraf diyor ki, kardeşim bak, gavur çok güçlendi, sanayi manayi kurdu, çocuklarına matematik öğretiyorlar, din öğretmiyorlar. Çünkü neden? Havan topu yörüngesi hesaplayabilmek için matematik öğrenmiş çocuklara ihtiyacımız var. Bırak direnmeyi, eğer bırakmazsan kafanı kırarız. Ümmetin iyiliği için senin artık sesini kısman lazım. Çünkü çağ öyle bir çağ.

Laiklik politikası budur, başka bir şey değildir. İslam ümmeti içinde basit bir iktidar mücadelesi.

© Sevan Nişanyan 2025-2026

Alıntılarda kaynak gösterilmesi rica olunur.