Bilge kime denir
Bir nihilistin bakış açısıyla bilge figürünü nasıl hayal ettiğinizi sesli düşünmenizi rica ederim.
Bir erkek bilge var, bir de kadın bilge var sanırım. İki ayrı kategori.
Düzenlenmiş, temizlenmiş, yapay zeka ile seslendirilmiş Sevan Nişanyan yazıları.
Bir nihilistin bakış açısıyla bilge figürünü nasıl hayal ettiğinizi sesli düşünmenizi rica ederim.
Bir erkek bilge var, bir de kadın bilge var sanırım. İki ayrı kategori.
Sizce Türk siyasetine sağ ve muhafazakar kesim daha ne kadar egemen olur? Sol düşünce ayağa kalkar mı?
Türkiye’de alternatif Cumhuriyet Halk Partisi olduğu sürece daha yüz sene geçse aradan Türkiye’de sağ ve muhafazakar kesim egemen olur.
Geçen gün Washington Post’ta Türkiye seçimleriyle ilgili bir yazı yayınlandı. Amerikan propaganda makinesinin en beyinsiz temsilcilerinden biri olan Fareed Zakaria imzasıyla. Diyor ki, Türkiye bir demokrasidir fakat illiberal bir demokrasidir. Ne dersiniz bu yeni formüle?
Ben bunu şöyle tercüme ediyorum. Kendi dünya görüşü çerçevesinde anlamlı bir şey söylemeye çalıştığını düşünüyorum.
Recep Tayyip Erdoğan sizce diktatör mü? Defalarca seçim kazanmış ve ve popülerliğinden bir şey kaybetmemiş bir liderin diktatör olduğunu nasıl söyleyebiliriz?
İktidarın çapı ve süresi konusundaki tüm sınırlamaları kıran birisi tanım gereği diktatördür.
Erdoğan ne olacak? Erdoğan hükümetinin artık son günlerini mi yaşıyoruz? İpi ellerinden kaçırdılar mı?
Aranızda beni uzun zamandır izleyenler bilir. 2012 yılında ben Erdoğan döneminin sona erdiği kanısına vardım ve ondan sonra bir iki yıl süreyle bu görüşü her fırsatta kuvvetli bir şekilde ifade ettim.
Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye faydaları oldu mu?
Oldu. Daha doğrusu olur gibi göründü, olmaya meyletti. Sonra sil baştan geleneksel Türkiye bataklığına dönüldü.
Tayyip Erdoğan rejimi faciası bir süre sonra sonlanacak. Bunun tekrarını önlemek için neler yapabiliriz? Sesimizi çıkarmalıyız, vicdani bir duruş sergilemeliyiz.
Bu rejimi farklı kılan, bu rejimin emsaline oranla daha beter bir facia olduğu kanısını bize aşılayan nedir?
İbrahim Kaypakkaya’nın “Türkiye devrimi gerekirse Türkiye’nin batıdan ilişkisini koparır ve Orta Doğu ile birleşir” sözü ışığında, Kaypakkaya ile Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik ettiği veya eder göründüğü eksen değişikliği birbiriyle ilişkilendirilebilir mi? Gülmeyin ama Erdoğan eski tüfek Sol bir devrimci sayılabilir mi?
Yok, o kadar ileri gidemeyiz herhalde. İki yüz seneden beri Türk siyasetinin ana ekseni, belirleyici konusu, Batılılık ve Batı karşıtlığı olmuş.
Kanal İstanbul ranttan başka bir anlam ifade ediyor mu?
Diyelim ki öyle, rantın zararı ne onu anlamadım. Bir şekilde insanlar para kazanacak.
Kütüphane oluşturmak bir tür fetişizm midir?
Bu çağda, evet, büyük ölçüde bir süs. Geçmişte okuduğun ve artık bir daha okumayacağın kitapların bir tür gösteri vitrini.
Lenin ile Atatürk’ü siyasi devrim açısından kıyaslar mısınız? İkisinin de kurduğu devletler neden yükselemedi? Buna benzer bir başka soru: Cumhuriyetin ilk 10 senesi mi reform açısından daha verimliydi, 2002-2012 arası AKP dönemi mi?
Lenin ile Atatürk’ü kıyaslayarak başlayalım. Lenin demeyeceğiz çünkü Lenin fazla bir şey başaramadı.
2023 seçimlerinde Türkiye’de ne olacak?
Tayyip Erdoğan’ın bakış açısı son derece net. İktidar değişimi fikrini bir suç olarak görüyor.
Tayyip Bey hakkında çelişkili mesajlar veriyorsunuz. Eleştirir gibi görünseniz de aslında destekliyorsunuz sanırım. Bizi bu konuda aydınlatır mısınız?
Tayyip Bey hakkında bugüne kadar gayet net üç mesaj verdiğimi sanıyorum.
Hocam, Erdoğan’ın bu savaşta Rusya ve Putin ile ilgili sergilediği tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz? Rusya’yı sert bir dille eleştirmeyen, hatta yeri geldiğinde savunan tek NATO ülkesi Türkiye diyebiliriz. Bana sanki Erdoğan açık açık söylemekten çekinse de içten içe bu savaşta Rusya’yı haklı buluyormuş ve anlıyormuş gibi geliyor. Kendisi de batıdan ve Avrupa’dan çok haz etmeyen birisi. Sizin düşünceniz nedir?
Devletlerin temel dış politika tercihlerinde, hele büyük savaş tehlikesinin bulunduğu bir ortamda, Rusya’yı haklı bulmak, haksız bulmak, anlıyormuş gibi davranmak, içten içe anlamak, bunlar geçerli kavramlar değil.
2010 referandumundaki tutumunuzdan pişmanlık duyuyor musunuz?
2010 referandumunda görüşlerini beğendiğim ve makul bulduğum insanların tümü gibi ‘yetmez ama evet’ sloganını kullandım.