Ad hominem her zaman kötü mü
Ad hominem denilen tartışma tekniğini son zamanlarda bilir bilmez herkes diline doladı.
Düzenlenmiş, temizlenmiş, yapay zeka ile seslendirilmiş Sevan Nişanyan yazıları.
Ad hominem denilen tartışma tekniğini son zamanlarda bilir bilmez herkes diline doladı.
Sende Amerikan düşmanlığı var, halbuki Amerika’da okudun. Eskiden Amerikan kültürüne hayranlık beirten şeyler de söylerdin. Nasıl bu noktaya geldin?
Güncel dünyaya bakış açım orta okuldan liseye geçtiğim dönemde, 1969-70-71 dolayında oluştu.
Facebook hesabınız yine kapatılmış. Ne oldu gene?
Facebook beni bir aylığına yasakladı, çünkü tehlikeli ve zararlı görüşleri paylaşıyormuşum.
Avrupa’nın yönetici sınıfı neden demografik düşüşe çare bulmuyor, neden bu sorunla yüzleşmiyor?
Avrupa’nın orta ve üstü sınıfları gitgide üreme fonksiyonundan iğrendi, soğudu.
Düz dünyacılar FBI tarafından komplo teorilerini açığa düşürüp karşıt görüşleri bastırmak için fonlanıyor mu? Aynı şeyi aşı karşıtı bazı gruplar içinde söyleyebilir miyiz?
Şu gerçekle karşı karşıyayız. Ülkelerin ve toplumların yönetimi gitgide kararan, gitgide kapanan bir sır perdesi ardında.
Doğu Ergil Hocam demiş geçen gün, inanmak mantığın, zamanın ve mekanın sınırlarını kaldırır, her şeyi mümkün kılar. Ancak doğruyu bulmak için aklın ve bilimin rehberliğine ihtiyaç vardır. Çünkü insan hurafelere de inanır. Katılır mısınız?
Bu görüş 1700’lerin başından 1900’lerin sonuna kadar aydın, iyi eğitimli, akıllı, ilerici sayılan insanlarının ortak görüşüydü.
Zelenski stand-up’ını izlemekten artık Covid haberi bombardımanına tutmaz oldular. Bu bile sahtekarlığı ispat etmiyorsa başka ne ediyordur?
Covid bir tıp hadisesi değildi. Covid politik bir krizdi. Eleştirilen konuların birincisi, Covid krizini yöneten siyasi otoritenin, inandırıcılığını gitgide yitiren bir propaganda aygıtına dönüşmesiydi.
Covid pandemisini inkar eden ve tıp dünyasının bu konuda oy birliğiyle savunduğu tedbirleri aşağılayan söylemlerinizi bilim düşmanlığı olarak görüyoruz Sevan Bey. Zararlı bir propagandaya alet oluyorsunuz.
Sözde pandemi konusunda dünyanın en az yedi sekiz ülkesinden medyayı takip etmeye çalışıyorum.
Kemal Sunal’ın din adamlarını paragöz ve asalak göstermesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Din adamlarının genellikle malın gözü olduğu bir gerçek. Yalnız Türkiye’ye özgü bir şey değil, bütün dünyada din adamları öyledir.
Sözde aydın kesim bizi eve kapat devlet babamız gibi akıl tutulmaları etrafında toplaşıyorlar ve karşı tarafın sesini kesmeye çalışıyorlar. Rasyonel düşünme yeteneğini kaybetti insanlar. Nasıl kurtulacağız bu aymazlıktan?
Bu akımın merkez üssü Amerika Birleşik Devletleridir. Bir toplu çılgınlık halinde, 250 yıllık prensiplerinden, en azından söz düzeyinde savundukları prensiplerden bıkmış ve tersine dönmüş görünüyorlar.
Çağımızın egemen ideolojisini nasıl tanımlarsınız?
İki tane yaygın ideoloji var benim anladığım kadarıyla. Şu anda bütün dünyada, özellikle Batı dünyasında ve Batı’nın periferisindeki ülkelerde, yani Türkiye’sinden Hindistan’ına, Rusya’sına, Afrika ülkelerine kadar, iki tane temel bakış açısı çatışıyor.
Post globalizm hakkında ne düşünüyorsunuz?
Globalizm derken söylenen şey Amerikan hegemonyasıdır. Başka bir içeriği yok o lafın.
Maske zorunluluğu kalktıktan sonra tek başına sürdüğü arabada bile maske takan insanlar bir anda maskeyi bıraktı. Bu da bana insanların çoğunun virüsten çok devletten korktuğunu düşündürğyor, ne dersiniz?
Şüphesiz cezadan korkuyor insanlar. Fakat asıl dinamik biraz başka.
İnsanların dünyanın kötüye gidişi hakkında bu denli sessiz kalmasını, internetin bürokratik kontrol aracı olmasına bağlayabilir miyiz?
Hayır, internete bağlayamayız. İnternet de bir faktördür, yeni bir faktördür.
ABD’de kurumsal yapıların LGBT bayrağını bu denli sahiplenmesinin nedeni nedir? Neden ısrarla bu absürt şeylere meyrediyorlar? Nedir bu inatçı ısrarın altında yatan mantık?
Biliyorsunuz LGBT bayrağı Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve İngiltere gibi birtakım ülkelerde bu ay boyunca bu ülkelerin ulusal bayraklarının önüne geçti.
Kanada’da önemli olaylar oluyor. Amerika Birleşik Devletleri bir tür test vakası olarak değerlendiriliyor sanırım.
Pandemi yüzünden evimize kapandık. Yıllardır okumadığımız kadar kitap okuyoruz. Bize okumaya değer birkaç kitap söyler misiniz? Mümkünse hemen bitmesin, günlerce veya haftalarca meşgul etsin.
Karantina günlerinde ne okunur sorusunun cevabı elbette Boccaccio’nun Decameron’u olsa gerek.
Hocam, yaşlandıkça muhafazakarlaştığınızı düşünüyor musunuz? Fikirlerinizi değiştirmekten istemsizce kaçındığınızı düşünüyor musunuz?
Yaşlandıkça bir parça tembelleştiğim doğrudur. Muhafazakarlaştığımı düşünmüyorum.
Bütün ülkeler şimdi PCR testi istiyor. Allahtan test raporunun belli bir formatı yok, elektronik takip sistemi de henüz kurulmamış.
Korona salgınının sahtekarlık olduğunu söylüyordunuz. Fikriniz hala aynı mı?
Bu konuda aklı başında bir insanın çok farklı düşüneceğini hayal edemiyorum.