Bilgi nedir, inanç nedir? Aralarındaki ilişki nasıldır?
Şöyle desek? İnsanoğlu sürekli bilgi peşinde koşar. Belirsizliklerle ve risklerle dolu olan dünyamızda A’nın peşinden B mi gelir, ne gelir, hangi koşullarda gelir, sorularını insan sürekli olarak sorar.
Bizler cinsiyetli varlıklarız. Bu sosyal olarak mı kuruluyor yoksa pipimiz kukumuz var mı diye böyleyiz? Bu klasik konuda ne düşünüyorsunuz?
İnsanların kedilerden, köpeklerden, kertenkelelerden ve farelerden çok farklı bir mahluk olduğunu zannetmek büyük bir kibir ve aynı zamanda cehalet bence.
Mısır seyahatinizi anlattığınız yazılardaki hayranlık belirten cümleler,‡‡‡ örneğin hapishane sürecini başlatan dönemdeki dine karşı söylemlerinizle§§§ benzeşmiyor. Bir tutarsızlık değil, üzerine düşünülmüş bir farklılaşma olduğunu düşünüyorum. Bu tespitim doğru mu? Sizce kendinizde din kavramına karşı kamuoyunda bilinir olduğunuz dönemde gelişen bir değişiklik oldu mu? Eğer öyleyse bunun sebepleri neler olabilir?
Fikir değişikliği değil de vurgularda bir değişiklik oldu. Konu önceliklerim değişti.
Halim ile Selim kitabınızı yeni okudum. Kitabı yazdıktan sonra konu hakkındaki düşünceleriniz bir parça değişmiş sanırım. Ama öyle bir kitap ki, okuyup da hâlâ teist kalabilene helal olsun denir ancak.
Düşüncelerim değişti mi? Zannetmiyorum. Eskiden noktai nazar dedikleri, perspektifimde bir değişiklik var belki.
Tanrısız din olabilir mi? Dinin toplum tarafından yaygınlaşması için tanrıyı kapsaması mı gerekir? İnsanların bir kurala tapması için görünmez varlıklar tarafından tehdit edilmesi mi gerekir?
Hindu geleneğinde bilinç ve irade sahibi bir tanrı fikrini radikal olarak reddeden gayet kuvvetli akımlar var.
Osmanlı devlet otoritesi olarak Anadolu’da hiç yoktu, halkın bildiği tek resmi otorite 700 boyunca tarikatlardı diyebilir miyiz? Halkın tek bilgi kaynağı da tarikatlardı diyebilir miyiz?