1961 Anayasası hakkında ne düşünüyorsunuz? Dendiği gibi özgürlükçü müdür?
İki hafta önceki söyleşide size özgürlükçülük, yani sözcüğün klasik anlamyla Liberalizm ile demokratlığın zıt kavramlar olduğunu anlatmaya çalışmıştım.
Oy verme hakkı herkese verilmeli midir? Okula gitmemiş ümmi ile profesörün oyu bir mi olmalıdır? Devleten kömür makarna bekleyen işsiz tembel fakirin oyu ile bünyesinde on bin kişi çalıştıran devlete vergi veren sanayicinin oyu bir mi olmalıdır? On sekiz yaşında biriyle altmış yaşında birinin oyu bir mi olmalıdır? Dağdaki çoban ile İstanbul valisinin veya Londra büyükelçisinin oyu bir mi olmalıdır?
Bu sorular, demokrasi denilen sistemin işleyişini pek kavrayamamış olduğunuzu gösterir.
Magna Carta’dan 2500 sene evvel teşhis edilen Hittitlerin aristokrat parlamentosu Pankuş, dünyanın ilk demokrasi tecrübesi addedilebilir mi?
Addedilemez, hayır. Tüm toplumların erken aşamalarında, tüm aşiret toplumlarında, tüm erken devletleşme teşebbüslerinde buna benzer istişare heyetleri her zaman olmuştur.
Bütün dünyada çok partili demokrasiler tıkanmış görünüyor. Etkili politikalar üretemiyorlar, kaliteli lider kadroları yetiştiremiyorlar. Sözce partiler demokrasisinin miadı doldu mu?
İkinci Dünya Savaşından sonra dünyanın büyük bir bölümünde norm olarak benimsenen çok partili demokrasi günümüzde bir yönetim modeli olarak cazibesini kaybetmiştir.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi beklenmedik bir başarı gösterdi, iktidar partisi ise 22 yıldan beri ilk kez yenilgiye uğradı. Sizce bu sonuç, Türk siyasetinde rüzgarın nihayet yön değiştirdiğinin göstergesi midir? Bir dahaki genel seçimlerde iktidar değişir mi?
Demokratik rejimin, yani dünyada ve Türkiye’de 20. yüzyılın ortalarından beri norm sayılan yönetim sisteminin, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artık yürümediği kanısını taşıyorum.
Hafta içinde Facebook sayfamda biraz da insanları kızdırmak için pop müzikle klasik müziği kıyaslayan ve tabii kuvvetli bir şekilde ikincisinden yana ağırlığını koyan bir paylaşım yaptım.