Ukrayna savaşını kim kazanır

Pazar Sohbeti, 30 Ocak 2022

0:00
0:00

Kanada Hava Kuvvetleri’nin ağır silahlar içeren bir uçağı az önce Ukrayna’ya indi. Bize hep 1. Dünya Savaşı’nın beklenmedik bir anda çıktığını anlattınız. 3. Dünya Savaşı’nın gelme ihtimali nedir sizce? Ukrayna’da ne yapmaya çalışıyorlar?

Çok net söyleyeyim baştan, ben Rusya’nın Ukrayna hadisesinde yüzde yüz haklı olduğu kanısındayım. Sovyetler Birliği’nin dağıtılmasına giden antlaşma Batı ittifakıyla karşılıklı birtakım tavizlerle ve karşılıklı sözlerle gerçekleşti. Temel taahhüt NATO’nun doğuya doğru yayılmayacağı idi. NATO hesapta Sovyetler Birliği’ndeki komünist rejimin yayılmacı eğilimlerine karşı bir savunma ittifakıydı ve Sovyet rejiminin dağılmasıyla birlikte varlık sebebi ortadan kalkmıştı. Rusya diğer Sovyet Cumhuriyetleri’nden çekildiğinde buna karşı saldırgan bir politika izlememeyi taahhüt ettiler, başta Baba Bush, Helmut Kohl ve Fransa başkanı Mitterrand. Sonra bu sözler tutulmadı ve NATO saldırgan bir şekilde Rusya’yı dört bir taraftan kuşatmaya başladı. Önce Polonya’ya girdiler; peşinden Bulgaristan’ı, Romanya’yı ele geçirdiler. Üç Baltık cumhuriyetinde askeri vesayet kurdular. Peşinden Gürcistan’ı zaptetmeye kalkıştılar, yenildiler. Rusya’yı parçalamak için Çeçenistan’da büyük çaba gösterdiler, Çeçenleri mahvetmekten başka sonuç alamadılar. Avrupa Birliği’nin ve NATO’nun Ukrayna’ya saldırması Rusya açısından bardağı taşıran damlaydı. Bir şekilde bu Rusya’yı boğma harekatıne son verilmesi gerekiyor.

Askeri açıdan Ukrayna savaşının sonucu bellidir. Hayal kurmaya gerek yok. Batı ittifakının Ukrayna’da bir şansı yok. Çünkü Rusya üç yanından Ukrayna’yı sarıyor. Batı’nın oraya askeri güç iletme imkanı ise son derece kısıtlı. Batı kamuoyunun Ukrayna üzerinden Rusya ile doğrudan bir çatışmaya izin vereceğini de düşünmüyorum. Dolayısıyla Rusya saldıracak da, Batı da Ukrayna’yı kurtarmaya gelecek, müdahale edecek, yok öyle bir hikaye. Gürcistan’da ne olduysa aynı şey olur. Ermenistan’da ne olduysa ona benzer bir şey olur. Batı İttifakı’nın bu bölgede sonuç alacak bir askeri bir güç projekte etme ihtimali sıfır.

O halde niye böyle bir savaş tamtamları çalıyorlar? Benim aklımın erdiği kadarıyla şu: Esas mücadele şu anda Almanya üzerinde gerçekleşiyor. Almanya’yı Kuzey Denizi Gaz boru hattından vazgeçirmek istiyor Amerika ve bu konuda son derece kararlı görünüyor. Kendi bakış açısından haklıdır. Çünkü bu boru hattının açılması demek Almanya ile Rusya’nın bir daha kolay kolay giderilemeyecek bir karşılıklı bağımlılık ilişkisi içine girmesi demektir. Bir tür İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıç atışı olan Molotov-Ribbentrop Paktı’nın, Rus-Alman ittifakının bir benzerinin oluşması demektir Kuzey Denizi gaz hattının kurulması. Almanya’nın enerji açısından Rusya’ya tamamen ve direkt olarak bağımlı hale gelmesi, buna karşılık Rusya’nın finansal açıdan, kredi vs. yatırımlar açısından Almanya’ya bağımlı hale gelmesi demektir. Var olan dünya dengelerini bozacak, alt üst edecek bir hamledir.

Siz Amerika olsanız bu durumda ne yaparsınız? Önce bir isteri yaratırsınız, Ruslar saldıracak, saldırıyor, vay alçak Putin, emperyalist Putin, zavallı Ukrayna, ne tatlı insanlar Ukraynalılar deyip bir isteri yaratırsın. Sonra, Ukrayna topraklarının bir kısmına Rusya’nın desteklediği isyancılar hakim. Bir şekilde Ukrayna’yı ikna edersin buralara saldırması için. Ukrayna Donbas’a saldırır, birkaç asker ölür, bir şey olur, Rusya müdahale etmek zorunda kalır. Ha derler işte bak söylemiştik Rusya Ukrayna’yı işgal ediyor. Almanya mecbur olur Rusya ile ilişkilerini kesmeye.

Alman hükümetinde bir gerilim var anladığım kadarıyla. Dışişleri Bakanı doğrudan doğruya Amerikalıların kuklası olan bir bacımız. Buna karşılık Sosyal Demokrat Parti içinde Ruslarla iyi ilişkiler kurma yönünde kuvvetli bir eğilim var. Eski Başbakan Schröder çevresindeki hayli güçlü bir grup, Rusya’yla daha yakın ticari ve ekonomik ilişkiler kurmaktan yana. Bunları nasıl ezersin? Almanya’yı taraf seçmeye mecbur edersin. Zorlarsın. Böyle bir satranç oyunu bu.

Üçüncü Dünya Savaşı çıkacak mı? Bence çıkacak. Oraya doğru gidiyor iş. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri bir çılgınlığın pençesinde. Akıllara durgunluk verecek parasal kaynakları yıllardan beri silahlı kuvvetlerine aktarıyor. Silahlı kuvvetleri ve silahlı kuvvetlerine malzeme tedarik eden firmalar Amerikan federal bütçesinden yılda 750 milyar dolar yemleniyorlar. Semirtiliyorlar. Bu semirme süreci müktesep haklar doğurur, çıkarlar doğurur. Gerek özel sektörde silah sanayinde çalışan insanlar, gerek propaganda sanayiinde çalışanlar, gerek doğrudan doğruya silahlı kuvvetler mensupları, bu fonlarla yaşamlarını kurarlar, zenginleşirler, geçimlerini temin ederler, çocuklarını üniversiteye gönderirler, bir yazlık bir de kışlık ev alırlar, üstüne yat ve uçak da alırlar kendilerine. Bu gelirle yaşamlarını düzenlerler. Fakat bu durumun tepki doğurması kaçınılmazdır. İnsanlar sorar, neden besliyoruz bu asalakları diye. Aklı başında herkesin aklında vardır bu soru. Dolayısıyla sürekli kriz yaratılarak bu paraların haklı ve kaçınılmaz gösterilmesi lazım. Afganistan’da yirmi sene içinde iki buçuk trilyon doları deve yaptılar. Biliyorsunuz değil mi deve yapmak deyimini? Yani yuttular iki buçuk trilyon doları. Şimdi orası bitti. Yani en karlı işlerden birini bırakmak zorunda kaldılar. Bir şekilde bu çeşmenin suyunun akmaya devam etmesi için sürekli bir savaş riski, savaş tehdidi, savaş korkusu lazım.

Bu, Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki sürecin tıpatıp aynısıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını hiç kimse istemiyordu. Kimse savaşı istemez. Ama öyle bir noktaya geldi ki iş, herkes birbirinden çekindiği için, Avusturya-Macaristan Rusya’dan çekindiği için, Rusya Almanya’dan çekindiği için, Almanya Fransa’dan çekindiği için, İngiltere Almanya’dan çekindiği için, hepsi aynı anda, üç beş gün içinde savaş kararı verdiler. Tarihin en yıkıcı, en korkunç, en anlamsız, en sonuçsuz savaşlarından biri yaşandı dört sene boyunca. Benzer bir sürecin önümüzdeki yıllarda zuhur etmesi bana mümkünün ötesinde bayağı kaçınılmaz gibi görünüyor.

O yüzden mesela Türkiye’de iç politikada neler yapılmalı, seçimlerde ne olur, seçimlerden sonra ne olur gibi sorular anlamsız geliyor bana. Çünkü öylesine büyük bir fırtınaya doğru ilerliyor ki dünya, diğer konular marjinal kalıyor.

Tarih notu: Bu söyleşi Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından 25 gün önce yapıldı. İçeriğine dokunmadan, sadece ifadeyi biraz düzelterek aktardım.

© Sevan Nişanyan 2025-2026

Alıntılarda kaynak gösterilmesi rica olunur.