Türkler neden sağcı

Pazar Sohbeti, 2 Ağustos 2020

0:00
0:00

Türkiye halkı hep muhafazakar mıydı? Yoksa AKP ile birlikte muhafazakarlaştı mı?

Türkiye halkı son 70-80 yıldaki her serbest seçimde sağ partilere oy verdi biliyorsunuz. Bunun nedeni Türkiye halkının muhafazakar olması mıdır? Yoksa Türkiye halkının diğer alternatifi beğenmemesi midir? Çünkü ne kadar gözden saklamaya çalışsalar çalışsınlar, neden sağ partilere oy veriyor sorusu, neden Cumhuriyet Halk Partisi’ne vermiyor sorusunun mantıki eşdeğeridir.

Üniversitede siyasi partiler teorisinin duayeni olan bir hocadan parti sistemleri dersi okudum. Öğrendiğim temel kavramlardan biri şuydu: Siyasi partiler tek başına değerlendirilemez. Yani, X partisini soyut olarak ele alıp insanlar niye bu partiyi seviyor yahut sevmiyor diye soru soramazsın. Her parti, bir partiler sistemi içinde yer alır. Partiler birbirlerine göre pozisyon alırlar. Bunlar arasında halk ehveni şer gördüklerine oy verir. Sevmediklerini ayıklar, geriye hangisi kalırsa ona oy verir. Bu basit gerçeği unuttuğunuz zaman siyasi analizden bir şey anlayamazsınız.

Türkiye halkının başka herhangi bir toplumdan daha muhafazakar olduğunu düşünmüyorum. Türkiye halkı tarih boyunca çok dayak yemiştir. Devletten korkar, devletin sözünden çıkmayı sevmez. Boyun eğer veya boyun eğmiş görünür. Temel hadise budur, temel içgüdü budur. Bütün bu boyun eğiş pratiğinde, devlet otoritesini ve toplumsal iktidarı temsil edenlere karşı Türk halkının uzun zamandır başlıca sığınağı İslam dinidir. Daha doğrusu, İslam dininin geleneksel formlarıdır. Bu bir sığınaktır. Bir sınıfsal tavırdır. Muktedir sınıfların kibrine karşı ben de varım yahu demenin bir yöntemidir.

Türkiye’de şu anda canlı olan, yürümekte olan siyasi tartışmaların, siyasi hakaretleşmelerin, karşılıklı bağırış çağrışın anlamı nedir diye sorun. Ne diyor bu insanlar? Ne dediklerini zannediyorlar değil, gerçekten ne diyorlar? Göreceksiniz ki tamamıyla sınıfsal bir kavga var. Yani biz ve onlar. Diplomalı sınıflar ve avam sınıfları. Müslümanlara karşı toplumun diğer yarısında var olan nefret ve tiksintinin temelinde yatan şey de sınıfsaldır. Tayyip Erdoğan’a yönelik sevginin ve nefretin temeli de sınıfsaldır. Hiç kendimizi kandırmaya gerek yok.

Bir sınıf savaşında diplomalıların yanlış bir siyasi tavra kendilerini angaje ettikleri kanısındayım. Bundan dolayı yenildiler ve daha da yenilecekler. 1930’ların ölmüş gitmiş bir diktatörünü değişmez bir ulusal ideal olarak ortaya koyarsan, seksen senedir bu adamın neden her seçimde yenildiğini hesaba katma basiretini göstermezsen yenilirsin. Yenildiler. Yenildik.

Şimdi bekleyeceğiz. Eğer dünya batmazsa, 30 sene içinde olmadı 50 sene içinde bu kadro içinden de yeni kültür elitleri türeyecektir. Yeni bir okumuş zümre, yeni bir uzman zümre zaman içinde ortaya çıkacak. Bu kuşakta olmazsa bir sonraki kuşakta, belki bir daha sonrakinde. Türkiye biliyorsunuz geleceği parlak bir ülkedir. Hep öyle olmuş. Hiç değişmemiş.

© Sevan Nişanyan 2025-2026

Alıntılarda kaynak gösterilmesi rica olunur.