Tarsus’ta neden Araplar var
Pazar Sohbeti, 17 Aralık 2023
Tarsus hakkında neler söyleyebilirsiniz bize?
Antik Çağ ve Orta Çağ’da Tarsus Çukurova’nın başkentiydi. Ovanın tek limanıydı. Şimdi içeride kalmıştır, çünkü Tarsus Çayı sahili alüvyonla doldurmuştur. Fakat o dönemde bölgenin limanıydı ve Kilikya ülkesinin başkentiydi. Romalıların eski Kilikya Krallığını zaptedip Milattan Önce 60 sularında kurdukları Kilikya eyaletinin başkenti idi. Hatta meşhur Romalı hukukçu ve hatip Cicero valilik yapmıştı Tarsus’ta. Daha sonra da önemli bir kent olarak kaldı. Bizans zamanında muazzam bir Ayasofya kilisesi yaptılar orada.
7. yüzyılda Kilikya Ovası Arap egemenliğine girdi, üç yüz yıl Arap yönetimi altında kaldı. Halife Memun zamanında Tarsus imar edildi, Arap imparatorluğunun bölgesel emirlik makamı oldu. 965 yılında Bizans Kayseri Nikiforos bölgeyi yeniden zaptettiğinde ise Bizans vilayeti olarak teşkilatlandırıldı. Rum nüfus kıttı, Araplar terk edip gitmişti; o yüzden Bizans buraya doğudan kaldırdığı Ermenileri ve Suriye Hristiyanlarını iskan etti. 11. yüzyıl ortalarında Ebul Ğarib adında bir Ermeni Bizans’ın Tarsus valisidir. Adamın adı Arapçadır, “Gariban Babası” demektir; babasının adı da Hasan’dır. Fakat kendisi Van yöresinin beyleri olan Ermeni sülalesinden gelir; Ahtamar’daki meşhur manastırı yaptıran adamın yeğeni veya akrabasıdır. Bizans hizmetine girmiştir, Arapça künye taşır, Arap usulü büyük sarık sarar, Arap kıyafeti giyer. 1060’lardan itibaren Türk akınlarından bunalıp memleketlerini terk eden Ermeni feodallerini Kilikya’ya yerleştiren ve Kilikya’da Ermeni egemenliğinin temellerini atan kişidir Ebul Ğarib.
1198’de Kilikya’da Ermeni krallığı ilan edildiğinde başkent Tarsus’tur. Kralların taç giyme merasimi Tarsus’taki Ayasofya’da yapılır. Fakat krallar orada değil, Sis’te, yani bugünkü Kozan kasabasında ikamet ederler. Fiili başkent Kozan’dır. Çünkü devir değişmiştir, sırtlarını dağa vermeyi tercih ederler güvenlik açısından. Taç giydikleri Ayasofya katedrali neresidir diye sorarsanız bugün Ulu Cami olan yerdir. Yıkılmış, sonra yerine Memluklar zamanında Ulu Cami inşa edilmiş.
1350 dolayında Mısırlı Memluklar Kilikya’yı ele geçirirler. Tarsus yine başkenttir. O yüzden, garnizonu Tarsus’ta kurarlar ve onu desteklemek için Mısır’dan veya Suriye’den Tarsus’a bir hayli Arap nüfus taşırlar. Bugün Tarsus’un yerli halkını oluşturan Arap kökenlilerin aslı zannedersem budur. Fakat Memlukların asıl vurucu gücü Araplar değil Türkmen aşiretleridir. Ovayı onlar istila etmiştir. Memluk fethinden sonra bölgenin gerçek yönetimi bu nedenle Türkmenlerin Ramazanoğlu hanedanına geçer. Merkezi hükümetin üssü Tarsus’ta olduğu için Ramazan Bey kendine ayrı bir başkent kurmayı tercih eder. Bunun için çok eski fakat nispeten önemsiz bir şehir olan Adana’yı seçer. Adana Ramazanoğullarının sıklet merkezi olur.
Memluk egemenliğinin odağı olan Tarsus o yüzden düne kadar bir Arap şehri olarak kaldı. Bölgede asıl gücü elinde bulunduran Ramazanoğulları’nın yönetim merkezi ise Adana’ydı. Bu sayede Adana Tarsus’u geçti. Osmanlı 1516’da gelip Memlukları def ettiğinde Adana’daki Ramazanoğulları Osmanlı’ya biat ettiler. 18. veya 19. yüzyıla kadar sancak beyi sıfatıyla iktidarlarını az veya çok sürdürdüler. Tanzimat döneminde sancak beyliği lağvedildiğinde kurulan Osmanlı vilayetinin merkezi de yine Adana kenti oldu.
Ne kadar ilginç hikayeler bunlar değil mi? Ülkenin her metrekaresi, her köyü, her kasabası hakkında deşersen ne kadar ilginç öykülerle karşılaşıyorsun. İnsan hikayeleridir bunlar. Güç ve iktidar kavgalarının hikayeleri, iktidar sembollerinin kullanılması, evrilmesi ve dönüşmesinin öyküleri.