Şirince niye çirkin

Pazar Sohbeti, 2 Şubat 2020

0:00
0:00

Şirince mi, Samos mu daha güzel?

Açık farkla Samos daha güzel. Şirince güzel bir yermiş vaktiyle, fakat piç edilmiştir. Her tarafı yara bere içindedir. Vaktiyle güzelmiş de yüzü gözü bıçak yarası yemiş eski hayat kadınları gibi olmuştur Şirince. İç dokusu çürümüştür. Eski güzel binalar çöküyor. Aralarına yapılan kaçaklarla rezil edilmiş durumda. Uyduruk, tenekeden, plastikten, briketten kulübelerle, dükkanlarla, müştemilatlarla rezil edilmiş durumda. Köyün dış çevresi çürük diş gibi sırıtan yapılarla, dozer vurulup haşat edilmiş tepelerle, mobil telefon direkleriyle, jandarma karakoluyla dolu. Kepazelik yani.

Maalesef Türkiye’de hiç kimsede en ufak bir duyarlılık yok bu konularda. Çevreyi, yani kendi özel alanımız dışındaki kamusal alanı temiz tutmak, düzgün tutmak yahut adam etmek veya güzelleştirmek için ne yapabiliriz, soran yok. Sormayanlarda değil kabahat, çünkü bütün bir kurumsal yapı bunun üzerine kurulu. Kamusal alan yok Türkiye’de. Kişinin içinde yaşadığı toplumsal coğrafyayı bir şekilde sahiplenmesini, ona müdahale etmesini, birlikte bir şeyler yapmasını sağlayacak ortamlar yok. Belediye seçiminde oy verirsin, bundan ibarettir. Oy verdikten sonra da bir daha ilişkin olmaz. Ya da kahvede oturursun, şikayet edersin. Bu da diğer kamu alanıdır. Bir eylemselliğin içinde olabileceğin, fikir beyan edebileceğin, başkalarını etkileyip kararları oluşturabileceğin kanallar yok.

Samos o açıdan nispeten çok daha etkili. Türkiye’de devlet yönetimi ve bürokrasisi genel kural olarak her zaman toplumun en cahil, en kaba, en bağnaz kesimleriyle sınırlı tutulmuştur.

Ancak polis ve istihbarat izin verir memurların yükselmelerine ve yönetimde söz sahibi olmalarına. Dolayısıyla medeni ve kültürlü birinin kamusal kararlarda etkili olma şansı çok zayıftır.

Polis ve istihbarat belası burada da var. Fakat tam nedenlerini anlayamadığım bir şekilde, gayet makul, gayet kültürlü, laf söyleyince anlayan, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırt etmeyi bilen insanlar sayıca çoklar ve kamu yönetiminde etkililer. Eskiden kilisede bir araya gelirlermiş sanırım. Şimdi siyasi partide ve dernekte buluşuyorlar. Sonuçta çok şey fark ediyor bu. İki buçuk sene oldu, adayı uçtan uca durmadan geziyorum. Allah için bir tane çirkinlik yok. Hiç yok. Çok güzel bir şey de yok. Yani iddialı, olağanüstü, vay vay vay dedirtecek bir şey yok bu adada. Ama çirkinlik yok. En mikro düzeyden en geniş düzeye kadar, evler, yoksul evler, orta düzey evler, apartmanlar, yeni zengin evleri, devlet daireleri, işlevsel yapılar, köyler, kasabalar, plajlar, hiçbirinin bir çirkinliği, abesliği yok. Türkiye’de nereye giderseniz gidin, insanın ciğerini yırtacak ölçüde çirkin olan ve yanlış olan şeylerle karşılaşırsınız. Güzel bir şey görmek için çaba gösterip, çirkinleri paranteze almanız gerekir.

Birisi diyor ki ama sen kaçak yapı yapıyordun. Evet yapıyordum. Mesele binanın kaçak olup olmaması, yasal olup olmaması değil. Yasal olup da çirkin olmayan bir şey yapmak zaten çok zor Türkiye’de, imkansıza yakın bir şey. Çünkü laf anlatamazsın, dert anlatamazsın, orijinal bir şeye asla akıl erdiremez Türk bürokrasisi. O yüzden Şirince’de birçok şeyi kaçak yaptım. Doğru olduğuna inandığım için öyle yaptım. Kaçak demek devlet bürokrasisinin sefil normlarına boyun eğmiyorum demektir. Başka amaçla kaçak yapan da var, kaçak yapıp da çok çirkin olanlar da var, ama kaçak eşittir çirkin denklemini kafanızdan çıkarın. Yok öyle bir şey. Tam tersidir. Legal yapılmış olan şeyler Türkiye’de genellikle daha çirkindir.

© Sevan Nişanyan 2025-2026

Alıntılarda kaynak gösterilmesi rica olunur.