Özgür irade, hayvanlık, yapay zeka
Blog, 4 Ağustos 2021
Özgür irade paradoksu Antik Çağ filozoflarından beri bilinen bir konu. Belki Antik Çağ değil, Ortaçağ skolastikleridir, şimdi bakmaya üşendim. Post fakto düşündüğünde insan davranışlarının her birinin yeterli sebebi vardır. Sıkıca akıl yürütürsen aslında başka türlü davranamayacağını anlarsın. Demek ki özgürlük hayaldir. Tüm faktörleri doğru olarak hesaplayan bir yabancı, mesela bir algoritma, senin bir sonraki adımını kesine yakın bir şekilde tahmin edebilir. Oysa sübjektif olarak sürecin her anında özgür iradenle karar verdiğini, yani böyle değil öbür türlü davranma ihtimalinin aynı derecede geçerli olduğunu bilirsin. Son derece berrak ve kuvvetli bir duygudur. Hiçbir kuvvet bu bilinci yalanlayamaz.
Kolektif eylemlerde de aynı paradoks geçerlidir. İyi bir tarihçi, geçmişte olan her şeyin yeterli sebebini teşhis edebilir. Bir insanı vasat bir tarihçi değil iyi bir tarihçi yapan şey o beceridir zaten. Dolayısıyla tarihçinin bakış açısından geçmiş, kaçınılmazdır. Başka türlü olabilir miydi sorusu anlamsızdır, çünkü başka türlü olamazdı. Oysa biliyoruz ki yaşanan tarihte aktörlerin hiç biri olacakları önceden güvenle kestiremez. Tarihin kendisi sınırsız bir özgürlük alanı olarak yaşanır. Öyle olmasa hiç kimse hiçbir eylemi tartışmazdı.
Şimdi hadiseye başka bir açıdan bakalım.
Artık biliyoruz ki insan aklı bir tabula rasa değildir. Doğuştan son derece kapsamlı ve karmaşık bir dizi bilgi ile donatılmıştır. O bilgi altyapısı olmadan, sadece tecrübi yoldan bilgilenmek mümkün değildir. Bir dizi a priori’den yola çıkarız. Bunların bir kısmı tüm hayvanlar aleminde ortaktır, bir kısmını sadece yüksek hayvanlarla veya bazı memeli türleriyle paylaşırız. Bir kısmı ise — dil yeteneği gibi — türe özgüdür. Leyleklerin göçünü, karıncaların yuvasını, köpeklerin geçen arabalara havlamasını, bülbülün ötüşünü düşünün. Hayatında aslan görmemiş bir çocuk neden öfkeli bir aslan suretinden korkar? Neden örümcekten ürker?
A priori bilgilerimizin en önemlilerinden biri canlı ile cansızı, daha doğrusu hayvan ile non-hayvanı, ayırma güdüsüdür. Her insan yavrusu doğumdan birkaç hafta sonra bu bilgi ile donanır. Çok güçlü, hemen hemen yanılmaz bir bilgidir. Görür görmez biliriz. Saniyenin kesri içinde anlarız. En belirsiz durumlarda, mahlukun gözüne bakınca anlarız. Bu kabiliyet olmasa türün varlığını sürdürmesi mümkün olmazdı.
Hayvan demek ne demek? Özgür iradesi var demek. Yani bir kere etrafında olan biteni algılıyor. Sonra iç yüzüne vakıf olamayacağımız bir kalkulusla, yani hesapla, olan bitene bir tepki veriyor. Vereceği tepkiyi kabaca kestirebilirsin ama hiçbir zaman tam bilemezsin. Çünkü hayvan ne tepki vereceğine iradesiyle karar verir. İradesi kara bir kutudur. Yönelimleri o kutudan kaynaklanır. Şu gördüğün nesne eğer yeknesak fizik kurallarına göre davranıyorsa toptur. Kestirilemeyecek bir belirsizlikle davranıyorsa ve bu belirsizlik dış olaylara tepki veriyorsa kedi yavrusudur. Ya da bilmediğimiz bir hayvandır, o zaman korkmak gerekir.
Özgür irade meselesi hep insan bağlamında tartışıldı. Oysa zoolojik bir evrenseldir. Deniz analarından maymunlara kadar her hayvan için, gitgide genişleyen ve karmaşıklaşan parametreler dahilinde geçerlidir. Kaçacak mı saldıracak mı? Sağdan mı vuracak soldan mı? Buyur, özgür irade. Prensipte insanınkinden en ufak bir farkı yok.
Gerçekten var mı kertenkelenin özgür iradesi? Bilmiyorum. Yalnız şunu biliyorum ki insan beyni olarak başka türlüsünü düşünemem. Hazır donanımımız bu: Fabrika ayarı. Hiçbir kuvvet beni başka türlü düşünmeye — bunun canlı bir kertenkele değil bir tür programlı robot olduğuna — ikna edemez.