Konuşurken neden saçmalamayız
Pazar Sohbeti, 13 Kasım 2022
Dilin kuralı deskriptif mi yoksa preskriptif mi olmalıdır sizce? Yani konuşulandan mı kurallar oluşturulmalı yoksa diğer türlü mü?
Deskriptif demek, tasvir edici, yani var olan bir durumu anlatan demek. Preskriptif demek, kural koyan, yani şu yanlıştır, şu doğrudur diyen bir yaklaşım. Konuşulandan mı kurallar oluşturulmalı derken sanırım eksik olmuş, yazılanı da oraya eklemek lazım. Çünkü yalnız konuşulan değil, yazılan da dilin büyük bir kıtası.
Şimdi, insan yaşamında dil muazzam bir preskriptif sistemdir. Bir polis sistemidir. Her an milyonlarca yasakla çevrili bir diyardır. Ben şimdi sizin karşınıza çıktığım zaman mesela ‘tıkıtkım tıkıtkım gaaa’ demiyorum. Aklımdan bile geçirmiyorum böyle bir şeyi. Pereskiritiftif demiyorum, Rusça yahut Korece cümleler katmıyorum sözün arasına, ‘Ey balık mehter koz sanmaksızın’ şeklinde bir cümle kurmuyorum. Çünkü ağzımdan çıkarabileceğim sonsuz sayıda ses yığışması arasında, izin verili olanlar, kurallara uygun olanlar, son derece dar bir alt kümedir. Ağzımdan çıkabilecek olan sonsuz genişlikteki söz ve cümle ve ses spektrumunun çok az bir kısmına izin verilmektedir. Bu kuralların her an farkındayım. Bu kuralların siz de farkındasınız. Kuralların dışına çıkmaya teşebbüs ettiğim anda, ‘ne diyor bu adam ya?’ diye geçiyor aklınızdan. İki üç kez üst üste kuralları bozarsam öfkelenmeye ve dinlememeye başlıyorsunuz. Yanlışlıkla kurallara aykırı bir şey söylediğim zaman, otomatik olarak, tüm insanlar gibi, utanıyorum.
Özetle dil son derece preskriptif, son derece değer vazedici bir sistemdir. Aralıksız olarak ‘şu iyi, şu kötü’ diyen bir sansür teşkilatıdır. Deskriptife gelince bu eğitimle, özellikle üniversite eğitimiyle birlikte ortaya çıkan bir şey. Özellikle 18. yüzyıldan itibaren bilinçli bir şekilde üzerinde durulmaya başlanmış, Leibniz filan, 19. yüzyılda ciddi sonuçlar alınmaya başlanmış. Dil, bilimsel olarak incelenebilir mi? Yani dilin kurallarına uygun olarak yaşayan ve konuşan biri olmaktan kendimi arındırıp, diğer insanlar, şu insanlar, konuşurken ve yazarken hangi kurallara uyuyorlar sorusu sorulmuş. Başka bir bakış açısıdır, dışarıdan bir bakış açısıdır. Dilin değil, dil bilimin bakış açısıdır.
Preskriptif değil deskriptif olsun derken başka bir şey kastediliyor sanırım. ‘Preskripsiyon yanlış’ demek isteniyor. Yani reçete yanlış. Dilin kurallarını hepimiz soyut olarak dillendiremesek bile iyi kötü biliyoruz, hissediyoruz, kullanıyoruz. Öğretmen olmaya kalkan siz, bunları yanlış anlıyorsunuz. Aklınız basmıyor. Ya da kasıtlı olarak çarpıtıyorsunuz. Ya da tarif etmeye kalktığınız dil bizim bildiğimiz ve sevdiğimiz dil değil, başka bir şey.
Dil Devrimi çılgınlığı yıllarında Devrim muhafızlarına yöneltilen bir itirazdı. Haklılık payı yoktur diyemeyiz.