Kanada göçten nasıl etkilendi

Pazar Sohbeti, 16 Temmuz 2023

0:00
0:00

Kanada’nın Mevlanavari, ‘ne olursan ol gel’ göçmen politikasını takip edebiliyor musunuz? Büyük bir dolandırıcılık olduğu konusunda çok fazla yayına denk geldim. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kanada’yı oldukça iyi bilirim. Bir dönem çat kapı bir ayağım Montreal’deydi. Annem ve kardeşim Toronto’da yaşıyorlar. Toronto, dünyada göçmen politikasının en başarılı sonuçlar verdiği kentlerden biridir. Tamamiyle Birleşmiş Milletler yapısında bir şehirdir. Eski Kanadalı, beyaz Kanadalı dediğimiz zümre azınlıktır. Sokakta onlara pek rastlamazsın. Otobüse, metroya bindiğin zaman bir kişi, iki kişi ancak görürsün eski Kanadalılardan. Buna karşılık yeryüzünün iki yüz küsur ülkesinden Çinliler, Srilankalılar, Haitliler, Türkler, Kürtler, Rumlar, Ukraynalılar, Hindistanlı Sikhler, Nikaragualılar, hepsi, bayağı uyum içinde bu şehri canlı tutarlar. Canlı bir şehirdir. Aşağı yukarı herkesin birinci kuşak göçmen olmasından ileri gelen bir yüzeysellik, bir yetersizlik hadisesi var gerçi. Herkes içinde yaşadığı şehre az çok yabancıysa, kültür hayatını, toplum hayatını gerçekten ilginç ve cazip kılan kurumlar ve yapılar pek oluşmaz. Zaman ister bunlar. Bir iki kuşak geçmesi lazım üstünden. Daha da önemlisi, herkesin bir şekilde iğreti ve yabancı olduğu bir ülkede sağlıklı bir siyasi bilinç de bekleyemezsiniz. Covid krizinde federal hükümet biraz da bu sayede toplumu ezip geçebildi. Fakat sonuç olarak, böylesine hibrit bir topluluğun barış içinde bir arada yaşayabildiği dünyadaki ender deneylerden biridir Kanada.

Bir başka gözlemimi siz aktarayım. Ben 1970’lerde ve 80’lerin başında Montreal’e çok sık giderdim. O zamanlar Montreal’in Kuzey Amerika’nın en keyifli, en şehirli, en gelişkin, en kültürlü kenti olduğuna dair genel bir kanı vardı. Şahane restoranlar, barlar, ilginç canlı genç insanlar, kültür, tiyatro, çok orijinal yeni filmler, güzel bir şehirdi Montreal. Fiziksel mekan olarak da Montreal, Amerika standartlarına göre güzel bir şehirdir. Kuzey Amerika’da güzel diyebileceğiniz ender şehirlerden biridir.

Uzun bir aradan sonra birkaç yıl önce bir kere daha Montreal’e yolum düştü. Ve şunu gördüm: Aradan geçen otuz küsur yılda Montreal yerinde saymış, gerilemiş, kalibresi düşmüş. Buna karşılık eskiden ‘kasaba lan burası’ diye dalga geçtiğimiz Toronto almış başını gitmiş. Bunun tek bir sebebi var. Biliyorsunuz Montreal’in bulunduğu eyalet Quebec eyaletidir. Eyaletin egemen dili Fransızcadır. 1970-80’lerdeki siyasi mücadeleler sonunda şöyle bir anlaşmaya varıldı Quebec eyaleti ile Federal hükümet arasında. Quebec sadece Fransızca bilen göçmen kabul edecek, buna karşılık Toronto, dile bakmadan herkesi kabul edebilir. Bu politikanın sonucu olarak Montreal’in göçmen girdisi çok kısıtlı kaldı. Sadece Fransızca konuşulan Afrika ülkelerinden ve Fransızca bilen Haitililerden göç aldılar. Bunun neticesi olarak da nüfus çeşitliliği açısından, kalifiye personel sayısı açısından, insan kaynakları uğruna şehre yerleşen büyük firmalar açısından, iyi restoran ve kafe adedi açısından Montreal çok geride kaldı, Toronto ileri gitti.

Kanada’nın göçmen politikası konusundaki başarılarıyla Avrupa ülkelerinin bilhassa Fransa’nın berbat durumunu kıyasladığınız zaman çıkarılacak çok dersler var. İtalya da bugün büyük bir başarısızlığın gölgesi altında, kötüye doğru gidiyor. Buna karşılık boş ve dev bir ülke olan Kanada, göçmenler sayesinde ciddi bir şekilde kalkınma imkanını buldu.

© Sevan Nişanyan 2025-2026

Alıntılarda kaynak gösterilmesi rica olunur.