Hangi siyasi partinin geleceği var
Pazar Sohbeti, 19 Aralık 2021
Deva Partisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Başka bir çağda ve başka bir dünyada, siyasi süreçlerin iyi kötü sağlıklı işlediği bir dünyada, DEVA Partisi’nin makul bir seçenek olduğunu, şu anki yönetim altında yıpranmış ve çığırından çıkmış olan AKP’nin yerini alabilecek, kişi diktatörlüğü eğilimini aşıp yeni bir çerçeve sunabilecek bir parti olabileceğini düşünürdüm. Fakat bugün Türkiye’nin geldiği noktada DEVA Partisi’nin bir geleceği olduğuna ben şahsen inanmıyorum. O noktaları geçtik. O noktalarda değiliz artık. Başka bir sertlik düzeyine geçtik. Level başka bir level.
Şunu göz ardı etmeyin. Bütün dünyada yıllardan beri norm kabul ettiğimiz, ya da en azından bir ideal olarak gördüğümüz hukuk güvenceleri büyük ölçüde ortadan kalktı. Tüm dünyada devletler, en başta da özgürlük, demokrasi falan palavralarıyla beslenen devletler, hızla kabuk değiştirerek, yılanın gömleğini üstünden atması gibi bir söylem kabuğunu üstlerinden attılar. Devletin iyiliği için ne gerekiyorsa onu yaparız, başka da kimseye kulak asmayız diyorlar. Kanun manun, hukuk mukuk, geçti bunlar diyorlar. Türkiye bu süreçte bir hayli ilerlemiştir. Hukukun altyapısının ortadan kalktığı bir ülkede yaşıyorsunuz. Böyle bir ülkede herhangi bir şekilde var olan kuvvetler dengesine karşı bir tehdit oluşturmaya başlayan bir siyasi partinin kapatılması, tüm yöneticilerinin tutuklanması yahut birtakım uydurma skandallarla itibarlarının yok edilmesi, yurt dışına kovulması artık bütün dünyada vukuat-ı adiyeden olan şeyler.
DEVA Partisi olsun, CHP dahil diğer partiler olsun, bir ciddi bir güvenlik krizi karşısında yirmi dört saat ayakta kalamazlar gibi geliyor bana. Kapatırsın olur biter. Düşünün ki bu ülkede Cumhuriyet Halk Partisi’nin desteğiyle ülkenin dörtte birinde ezici farklarla belediye başkanlıklarını kazanmış olan bir partinin bütün belediye başkanları yakalandı, hapse atıldı. Ve yerlerine birtakım ne idüğü belirsiz devlet memurları konuldu. Milletvekilleri ve parti liderleri herhangi bir ciddi gerekçe olmaksızın, hukuki denebilecek herhangi bir süreçten geçmeden yakalanıp hapse atıldılar ve yıllardır orada tutuluyorlar. Böyle bir ülkede siz zannediyor musunuz ki Kılıçdaroğlu yahut İstanbul ve Ankara Belediye Başkanları hükümet açısından bir zorluk, bir sıkıntı temsil etsin? Şu anda işlerine gelmiyor, rahat bırakıyorlar. Yarın öbür gün fikir değiştirdiklerinde en ufak bir dayanağın yok karşılarında. Sırtını verebileceğin bir yer yok. Kapına üç tane polis memuru gönderir, kapatıverir. Apışıp kalırsın.
Bütün dünya o noktaya gidiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin 2020 yılındaki başkanlık seçimleri bir dönüm noktasıdır. Çünkü bir bakıma 1788’den beri, bir bakıma 1945’den beri dünyaya model olan, adeta çapa rolünü oynayan kurumsal güvenceler, demokrasi ideali, o seçimde iflas etti. Başka bir şeye geçildi. Hani adamlar bir tarihe kadar futbol oynuyorlardı, derken takımın biri topu eline aldı, gitti kaleye bıraktı, hakemi de satın almış oldukları için gol dediler. O noktada artık futbol oynanamaz. Futbol bitmiştir. Bunu bir kere bile yapsan yeter, ondan sonra artık başka bir zemine girmiş olursun. O başka zemindeyiz şu anda.