Devlet başkanı nasıl seçilsin
Pazar Sohbeti, 11 Eylül 2022
(İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in vefatı vesilesiyle) Bu çağda artık nedir bu monarşi sahtekarlığı? Kraliyete son verip halk egemenliğine geçmenin vakti gelmedi mi?
Monarşi derken birbiriyle hiç alakası olmayan iki şey kastediliyor, farkında mısınız? Biri siyasi erkin bir heyet elinde değil, tek kişinin elinde olduğu bir siyasi düzendir. Hiçbir rejimde devletin sahibi tek kişi olamaz tabii, 14. Louis zamanında da değildi, Napolyon zamanında da değildi. Ama simgesel düzeyde de olsa tek kişi öne çıkarılmıştı. Fiiliyatta da o tek kişi olağanüstü yetkilerle donatılmıştı. Mesela ikinci kişiyi kimseye danışmadan görevden alma yetkisine sahipti. Hukuken veya fiilen, liderlik görevi kaydı hayat şartıyla kendisinindi. Demek ki onun alelade bir memur gibi zamanı gelince görevden ayrılıp sıradan bir vatandaşa dönüşmesi teorik olarak mümkün değildi. Bu anlamda devlet erkiyle kişi özdeşleşmişti.
Günümüzde genel trend sanıyorum bu anlamda monarşilere doğrudur. Putin’e bakın, Erdoğan’a bakın, Çin’de Xi Jinping’e bakın. Suriye’nin, Mısır’ın liderlerine bakın. Bu kişiler kelimenin klasik anlamıyla monarktır. Parlamentoya karşı sorumlulukları sözde kalmıştır. Kişilikleri devletle kaimdir. Böyle olması iyi bir şey midir, kötü bir şey midir bilmiyorum. Şahıs yönetimi komisyon yönetiminden hangi anlamda daha iyi veya kötü sayılabilir? Bürokrasilerin çığırından çıktığı bir dünyada, onlara az da olsa sözünü geçirme şansı olan güçlü bir şahsiyetin başta olmasının avantajları dezavantajlarından fazla mıdır? Tartışırız bunları.
İngiltere bu anlamda bir monarşi değil, kesin surette değil. Olağanüstü girift bir oligarşi tarafından yönetilen bir ülke. En yüksek yetki sahibi olan başbakanın kaderi çoğu zaman parlamentoda bir veya birkaç klikin iki dudağı arasında. İngiltere diğer anlamda bir monarşi. Bu anlamda monarşi bir yönetim ilkesi değil, bir seçim ilkesidir. Devlet başkanı sayılan kişiyi özel olarak kurulmuş bir komite yahut halkın heyet-i umumiyesi mi seçecek, yoksa eski devlet başkanının evladı otomatik olarak onun yerine mi geçecek? Sanırım bu konuda da yine lehte ve aleyhte söylenecek şeyler vardır. Alman cumhurbaşkanını parlamento seçince daha mı iyi oluyor? Önceden belirlenmiş iki üç adaydan birini seçmek için güya halk oyuna baş vurunca daha düzgün insanlar mı seçiliyor? Devlet başkanlığı makamı eğer büyük ölçüde simgesel bir hakemlik pozisyonuna indirgenmişse, hakemin popüler biri olması mı daha iyidir, günün popüler hiziplerinden bağımsız biri olması mı daha iyidir? Emin değilim doğrusu.
Bu arada madem halk egemenliğine değindiniz, o konuda da bir çift laf edeyim. Halk egemenliği diye bir şey yoktur. Halk demek, yönetilen zümre demektir. Halk, tanımı gereği, yönetici olmayandır. Yönetme yetki ve sorumluluğuna ve gücüne sahip olmayan insan topluluklarına halk adı verilir. Bunun egemen olmasını istemek bir göz boyamacadır. Sahtekarlıktır. Sessiz gürültü yahut bekar adamın karısı gibi bir kavram, birbiriyle çelişen iki terimi bir araya getirerek kurulmuş anlamsız bir kelime oyunu. Halkın sesini biraz daha az veya biraz daha fazla duyurabildiği yönetim şekilleri vardır. Bazı rejimlerde halkın sesi daha çok duyulur. Bir konuda kuvvetli arzu ve dilekleri varsa ciddiye alınır. Tamamı olmasa bile yarısı yerine getirilir. Bazı rejimlerde ise halk büsbütün köleleşmiştir, kafasına vurulmuş ve lokması ağzından alınmıştır. Bu ikisi gerçek kategoriler. Halkın az çok sesini duyurduğu rejimler vardır. Fakat halkın egemenliği diye bir şey yoktur.
Onun için, krallığı kaldırsınlar da yerine halk egemenliği kursunlar demek, ham hayal kurmaktır. Yok öyle bir seçenek. Esasen, devlet başkanlığı anadan oğula geçmesin, siyaset oligarşisi seçsin birini diyorsunuz. O dediğiniz olur. Mesela Almanya’da, İtalya’da öyle oluyor. İspanya ve Japonya’da öbür türlü oluyor. Net sonucu hangisinin daha iyi derseniz, Coca Cola ve Pepsi gibi biraz. İkisini de beğenen var.