Atı Türkler mi buldu

Pazar Sohbeti, 9 Mayıs 2021

0:00
0:00

Hocam, son sohbetinizde atı Hint-Avrupa ırkının evcilleştirdiğini söylediniz. Atı Türkler evcilleştirmedi mi yoksa?

Atın dünya sahnesine çıkması Ural Dağları’nın güneyinde veya Karadeniz’in kuzeyinde bir yerlerde, Avrasya Düzlüğü’nde, Milattan önce 3500 civarında görünüyor. Türkler o tarihte portakalın vitamini bile değildi. Türkler diye bir kavimden ancak milattan sonra 6. yüzyılda, ya da çok iyimserseniz ve vatanınızı-milletinizi çok seviyorsanız belki Milattan hemen önceki yıllarda söz edebilirsiniz. MÖ 3500 senesinde Türkler diye bir kavmin mevcudiyetine dair elimizde veri yok. Bir teoriye göre Avrasya steplerinde değil Baykal Gölü’nün kuzeyinde, Sibirya ormanlarında yaşayan küçük bir zümreydi. Belki de gerçekten Altay Dağları’nda mesken tutmuştu. Bir tarihten sonra bahtı açıldı ve dünyanın en büyük imparatorluk kurucusu kavimlerinden biri haline geldi Türkler.

Milattan önce 3500’de böyle bir şeyden söz etmek henüz mümkün değil. Andronovo Kültürü olarak sınıflandırılan arkeolojik bulgular var bugünkü Rusya’nın güneyinde, Hazar Denizi’nin kuzeyinde. Atın ilk kez o sahada insan yaşamına dahil olduğunu görüyoruz. Hint-Avrupa dilinin lehçelere ayrışması ve dünyaya yayılması da yaklaşık aynı tarihlere ve aynı coğrafyaya denk geliyor. Dolayısıyla bu iki olayın birbiriyle ilişkili olduğunu varsayıyoruz. Bu bir teori. Yani, Andronovo kültürünü yaratan ve atı evcilleştiren halkın veya halkların nece konuştuğuna dair bilgimiz yok. Çünkü yazılı bir kayıt yok. Buna karşılık Yunancanın, İrancanın, Hintçenin, Latincenin ortak kökü olan dilin tahminen Milattan önce 3500 civarında yaygınlaşmaya ve lehçelere bölünmeye başladığını hesaplıyoruz. Bu iki olayın birbiriyle ilişkili olması kuvvetli bir ihtimaldir.

Asya steplerinde yaşayan birtakım kabileler, nasıl oldu da İtalya’dan, İspanya’dan, Çin Seddi’ne ve Hint Yarımadası’na kadar bir coğrafyada hakimiyet kurdular? Buralara göçtüler demiyorum, bakın, hakimiyet kurdular. Bu kavimlerden gelen birtakım şefler veya belki kendi toplumlarından dışlanmış bazı maceracılar gittiler, zayıf buldukları birtakım kabileler üzerine çöktüler. Bunu nasıl yaptılar? Mutlaka bir kahredici teknik üstünlüğe sahip olmaları lazım. Bir koz basmaları lazım ki böyle bir sahaya yayılabilsinler. Yüzde yüze yakın bir ihtimalle o bastıkları koz attır. Atı sürdüler sahaya. At, radikal bir şekilde değiştirdi güç dengelerini. Ulaşabileceğin mesafeyi değiştirdi.

Şunu da unutmadan belirtelim. Atın icadıyla, ata binmenin icadı arasında dört bin yıla yakın bir süre var. Atı ilk kullanıma soktuklarında atın arkasına araba bağlıyorlar. Arabayla gidiyorlar bir yerlere. Ya da çıplak atın üzerine binmek gibi müthiş cambazlık gerektiren bir iş yapıyorlar, ki onu da ancak Avrasya steplerinin usta savaşçılarının başardığını biliyoruz. Atın binek hayvanı olarak yaygınlık kazanması, üzengi denilen yeni bir teknik buluşun sonucudur. Üzengi, Milattan sonra 500 yılı civarında Türklerin dünyaya öğrettiği bir şey. Eski Romalılar mesela üzengiyi bilmezdi. Dolayısıyla özel cambazlık yeteneklerine sahip olmadıkça ata binmeleri söz konusu değildi. 6. yüzyılda Avarlar sayesinde bir Orta Asya keşfi olan üzengi Avrupa kültürüne katıldı.

Bu da Türklerin tarihte insanlığa kayıtlara geçmiş olan muhtemelen tek teknik katkısıdır.

© Sevan Nişanyan 2025-2026

Alıntılarda kaynak gösterilmesi rica olunur.