Anadolu’da Latince niye tutmadı
Pazar Sohbeti, 12 Temmuz 2020
Anadolu’daki Roma hakimiyetinde Latince neden yayılmadı?
Çünkü Yunanca çok daha güçlü bir kültürün taşıyıcısıydı. Her açıdan daha gelişkin, daha üstün dildi. Doğu Akdeniz’in ortak kültür dili olarak en azından MÖ 3. yüzyıldan beri yerleşikti.
İki temel olguya dikkat etmeniz lazım. Birincisi, Doğu Akdeniz havzasında şehir statüsündeki yerlerin ezici çoğunluğu Helenistik devirde veya daha öncesinde kurulmuş Yunan şehirleriydi. Yani kırsal alanın dili ne olursa olsun şehirlerin dili Yunancaydı. Mısır’daki İskenderiye de böyleydi, Suriye’deki Antakya ve Halep de böyleydi, Antalya ile Trabzon da böyleydi. İkincisi, Roma imparatorluğu hazır birtakım devlet yapıları üzerine kondu. Eskiden müstakil krallık olan Mısır, Suriye, Kapadokya, Pontus, Epir gibi yerler aynı sınırları ve büyük oranda aynı kurumlarını koruyarak imparatorluğun vilayeti haline geldiler. Bunların dil ve kültür değiştirmesi sözkonusu olmadı hiçbir zaman.
O çağdan bugüne kalan Yunanca metin hacmi, Latince metin hacminin yaklaşık on katıdır. Yani Roma İmparatorluğunun İtalya, Fransa, İspanya, Kuzey Afrika, İngiltere, Güney Almanya, Batı Macaristan gibi Latince konuşulan kısmından günümüze kalan Latince metin adedi, atıyorum, beş bin sayfa ise aynı dönemde Yunandan kalan elli bin sayfadır. Bu size bir fikir vermeli.
Batıda nüfus ve ekonomi bakımından gelişkin olan tek bölge İtalya’dır, onun da güney yarısının hakim dili Yunancadır. Doğu illeri, yani Anadolu, Suriye ve Mısır nüfusça çok daha kalabalıktır. Ticari açıdan daha gelişkindir. Daha köklü bir uygarlığa sahiptir. Dolayısıyla asıl sorulması gereken soru Latince neden doğuda egemen olmadı değil. Tam tersi, Yunanca batıda neden egemen olmadı?
Latin dili doğuda sadece iki alanda öne çıktı. Birincisi, Latince ordu diliydi. Roma lejyonerleri doğduğu ve yaşadığı ülkede değil, imparatorluğun başka yerlerinde hizmet verirdi. Ve ordunun ortak dili, ordu Latincesi denilen kaba Latinceydi. Otuz yıl kadar orduda hizmet verdikten sonra askere çoğu zaman hizmet tazminatı olarak koloni tahsis edilirdi. Koloniler hemen her zaman ait oldukları lejyonun adını taşırdı. Belli hukuki ayrıcalıkları vardı. Mesela Şebinkarahisar böyle bir yerleşimdir, askeri bir kolonidir. Niksar öyledir, Kastamonu Taşköprü öyledir. Almanya’daki Köln şehri öyledir, adı üstünde Colonia. Bu koloniler Latinceyi sürdürmüşler. En az iki üç kuşak boyunca bu yerlerde sözleşme, mezar taşı, bakracın üzerine yazılmış isim gibi Latince yazılı malzeme görüyoruz. MS 6. yüzyıl ortalarında imparatorluğun paralı profesyonel askerlik sistemi çökünce, doğu illerinde Latince’nin bu en önemli dayanağı da ortadan kalkmış görünüyor.
Doğuda Latince’nin egemen olduğu öbür alan hukuk. Çünkü temel hukuk metinleri Roma’da oluşturulmuş, imparator fermanları ve kanunnameleriyle ete kemiğe bürünmüş. İmparatorluğun her tarafında geçerli olan hukukun kaynağı bu metinler. Onun için, 6. yüzyıl başında Jüstinyen İstanbul’da Roma hukukunu kodifiye etmeye giriştiğinde İstanbul’un dili olan Yunancayı değil Latinceyi kullanmış. Fakat 6. yüzyıl sonlarında ya da en geç 7. yüzyılda Latin dili hukuk pratiğinden de kalkmış görünüyor.