Bütün dünyada yaşanan siyasi, felsefi ve ekonomik anlamda tıkanmayı neye bağlıyorsunuz? Özellikle demokrasinin bu popülist halinin ve neoliberal ekonominin kutsallaştırılması sizce aşılır mı?
1980’lerden bu yana yürütülen Neoliberal deneyin başlıca sonucu, servetin gerek ülkeler içinde gerek ülkeler arasında aşırı derecede az elde toplanması oldu.
Sizi başta, yani hayatınızın başlarında soldan tanıdık. Marx çeviren falan birisiydiniz. Ondan sonra yavaş yavaş biraz daha sağa, liberalizme ve açık marketlere kaydınız. Ondan sonra şimdi sanki tekrardan sola kayıyorsunuz gibi bir rivayet var. Neler oluyor? Gemiyi terk etmenin vakti geldi mi? Geçen hafta mesela kar amacı giden ekonomik sistem hepimizin sonunu hazırlıyor gibi bir şey söylediniz. Halbuki buna 10-15 sene önce can u gönülden inanıyorduk hepimiz.
O kadar radikal bir yalpalama olduğunu zannetmiyorum. Yaşamımın bazı dönemlerinde bazı vurgular ön plana çıkmış olabilir.
Reagan ve Thatcher’ın ve onların Türkiye’deki şubesi olan Özal’ın Neoliberal politikaları için ne düşünüyorsunuz? İçinde yaşadığımız çıkmazların temelinde onlar yok mu?
Ulus devlet fikri, ulaşım ve haber alma imkanlarının bu denli geliştiği bir çağda sürdürülebilir bir fikir midir? Tarihte toplumlar genellikle bu şekilde mi organize olmuştur?
1991’den sonra Batı dünyası, tarihin sonuna gelindiğine ve neoliberalizmin dünyanın bu noktadan sonra yegane alternatifi olacağına kanaat getirdiğinde, ulus devletin artık çağının dolduğu fikri çok yaygınlaşmıştı.